Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yabancı

Düşünmeden duramıyorum Eskiden acı veren adın Nasıl oldu da bir yabancı bana Neden herkes gibisin sen de Büyüdüm diye mi oldu bunlar Yoksa zaman ilacım mı oldu Kulaklarında sesim yankılanıyor mu? Hatırlıyor musun hala Yaşananları? Hep derdin özelsin diye Sorardın arada mutluluğun nereden diye Bak ben hatırlıyorum? Hayallerin kurduğumuz gibi mi? Ben koşmayı severdim Sen salıncakta sallanmayı Ben hala seviyorum koşmayı Sen seviyor musun Bir türlü kavuşamadığın güneşini Artık gelmiyorsun öylece aklıma Yabancılaştım haritasız dolaştığım Gözlerine...

UNUTMAK

Dediğim gibi sevdiğim Bir gün gelecek adın anlamını yitirecek Anılardaki hayaletler de Yok olacak bir gün Umutlarım söndükçe değişeceğim Her değişimin sancılı olduğu gibi Bu da olacak elbet Önceleri sadece senin bıraktığın ben olmayayım diye olacak Sonra belki de alışkanlıktan Diyorlar ki unuturken oluyormuş Bilmiyorum Daha önce değişmedim hiç Belki duymuşsundur bir şeyler Belki de sağırsın Gelenlere benden Evet anılarımızı yok ettim Belki bir damla yada hiç göz yaşıyla Hunharca kırdığın kalpten de bu gelirdi anca Ve evet hala merak ediyorsan Farklıyım bu sabah Hiç olmadığım gibiyim belki de Değiştim çünkü ben de...                                   Çılga İŞCAN

Tükeneceğiz

Tükeneceğiz bir gün Masamda öylece duran mum gibi Elbette ikimiz de pes edeceğiz Işığımız sönecek mum gibi öylece Birisi valizini alıp da gidecek Demeyecek hiçbir şey diğeri "Gitme, kal!" diyecek kapılar çerçeveler Susmuş insanların yerine Yanıt oysa ki sadece kapının kapatılması olacak Geride bırakılan her şeye O gün yağmur yağmayacak belki Gözyaşlarımız ne güne duruyor Yeni yaralar, yeni kırıklar olacak Enkaz altında hayaller, kalpte bir sızı Ve sudan bir sicim Bekliyor olacak öylece Tükenirken biz...                                  Çılga İŞCAN                             09,12,2014/İYTE

Yakamozlu denizin düşmüş meleği

Günbatımında bir kızıl Yakamozlu denizden feryatta Düşmüş bir melek Gümüşten yaşlarla. Kapatmak gözlerimi bu dünyaya Bilmek bir başkasında açacağımı Dingin karanlığı büyütüyor Kış rüzgarlarında. Saklar melekleri kış geceleri Ruhları gizler kanatlar Hüzünlü, dar yollarda kalpler Bulur birbirini yaz ortası esintilerinde. Yakamozlu denizlerden bir Melek düşmüş Hasretiyle derin bir Yorgun gecelerde bekliyor. Örtü gibi bir geceler Maskelerinde gizli günbatımının Kucaklıyor bedenleri Yaslara bürünmüş.

Köşe Başı

Gece yarısını geçiyor saat Işıksız sokakta bir boş Hüzne sarılmış yalnızlık Uyuyor... Yanıp sönerken gölgeler Bekler gibi Köşe başında son kez Ritüellerini tamamlıyor Sessizce... Yükseliyor son kez sesler Kapılar için kapanacak teker teker Acıklı gramofonların sesi En uzağa gönderiyor Yavaşça...

Sıfatsız

Ölüm… Karanlığa çakılmış İki hece  Büyük çağrışımlı  Kendinden Sıfatı yok ölümün Gerçekte  Ne iyi ölüm var Ne de kötü  Yoksul ölüm de  Zengin ölüm de yok. İnsanlar gibi ölüm Çıplak  Çırılçıplak doğup Giyinen sıfatlarla

Ağıt

AĞIT Bu benim ağıtım Geceye adanmış  Geceden alınmış  Acı çeken bedenimden Yayılan Sessizce dökülen göz yaşları Önümde yalvarışta  Seni geri döndürmem için Vereceğim sözü bekliyor Cenneti vadediyor  Kurduğum ağıt Beşiğine alacak seni Borcumu ödemeye mahkum  Cevabı bilinen sorular Korkularımı umutlarıma  Dönüştüren gücüm  Yeminleri imzalıyor Karanlık Cennetten yayılan ezgiler Sirenler gibi döndürüyor  Başımı Ağıtımı almak  Tek yolu kazanmanın Bu benim ağıtım Kanımla yazdığım Sorularımın cevabı  Endişelerini silecek Geleceğin gerçeği  Karanlık sarıyor  Yangın yeri gibi yüreğim  Cennet cehennemim Ne hissettiğimi biliyor...

Günah

bana kulak ver sevgili kalbim, çok uzaklarda o ne sana ne de bana dokunabilir. kuzu kılığına girmiş bir kurt ancak kuzuya ihanet edebilir.. gözünü sana dikenlere yollarını şaşırt bıçaklar, derinin üstünde "baştan çıkmış" şekilde dizilmiş günahkar düşüncelerin çayırında her çiçek mükemmeldir. cennet için zevkle avlanmış. Korku tarafından güdüler.. Onun için bir günah içten arzuladığı, içten istediği gelinin yanan peçesi onun için çok değerli Onun için bir günahı içten arzuladığı, içten istediği Senin derin karanlık günahlarına aşık. yalnızca. Ben düşenim. Sen ise beni günahlarla çevreleten Şehvet, keşfedebildiği kadar yaratıcı değil

Aramızdaki Uzaklık

Duyuyor musun çatındaki sesleri? Yağmur değil o, benim..   Kovmadın belki ama, içeri girmekten hala korkan, ama hala kapına gelmiş olan benim.   "Kaç yağmurdan, içeri gel" diyorsun ama bilmiyorsun ki sevgilim, aramızda bir uzaklık var Bütün o güzel şarkıların bahsettiği uzaklık değil belki ama; dip dibe olsak bile kalacak o uzaklık..   Sıcak olan her şeyi alıp götüren, bir şekilde yalıtan uzaklık.   Öy le ki, yumruklaya yumruklaya kapını çalsam bile yağmur pıtırtısı kadar uzak gelecek.. Biliyorum ki ne gözyaşları döküldü, dondu buz oldu sonra tekrar kırıldı Ama artık sonunda üzüleceğimiz tek bir kelim...

MAVİ IŞIK

Şafak kırılıyor maviliğinde Gökyüzünün göz yaşlarıyla Ayın kırıyor kabuğunu  Düşüncelerimin Günler gecelere takıldı Bekliyorum gölgelerin Taşlara düşmesini  Habercisi gibi gelişinin Adamlar dönüyor güneşten Işığını getiriyor müjdelerimin Büyüleri terk ediyorsun yarınlara Cennetin işaretçileriyle Çılga İŞCAN

Geçmiş

Karanlık yılbaşı gecesi bir Tehditkar dalgaların denizi  Çağırıyor beni sana Tek evime Batıda bir sahilde  Umutsuz bir gecede Yorgun bir ses dans ediyor Geçmiş günlerin hüznüyle Sahile ulaşana kadar Saçlarımızdan tuzlu rüzgarı Geçirdik sessizce Ve sen sustun Anladım o an  Gitmen gerektiğini Dünyan bu değildi Zamanın geçişleri gözlerinde Bekliyordu dolamsını vaktin Bir hayal sardı o an Kafesinden kurtulan sen Uzaklara mırıldanıyorun adımı Kayıp olan yollarını ararken                  Çılga İŞCAN

YANAN MUMLAR

Üç mum Vardır hayatta Kırmızı Siyah Ve mavi Üç mum Üç simge… Yaşamak Kırmızı mum Akan kanım Kadar kırmızı… Ölmek Siyah mum Beklemiş Yorulmadan sırasını… Anılar Özgürlüğü bekleyen Mavi mum Bir gün karışacağı anılarımın Gök kadar mavi… Çılga İŞCAN

ZAMAN

Zaman… Elimde tutamadığım nazlı sevgili. O kadar narin ki. Bir o kadar acımasız. Bütün anılarım Varım Yoğum hepsi Kandırıyorlar beni Gel deyip bir taraftan Elimi uzatınca yok oluyorlar Direniyorum zamana Bir daha diyorum Akıp gidiyor Dinlemeden beni Geriye yeni bir sonsuzluk bırakıp İstiyorum Bir çocuk saflığında Ağlıyorum Değişen yok. Mevsimle koşturuyor sanki. Uzağa, bambaşka yerlere…  Çılga İŞCAN

Kaybolmuş

beni affet sevgilim beklediğim değildi yaşadıklarım  umduklarımın yanında bekleme beni karşılaşmamız imkansız dileklerimin gerçekleşmesi gibi sönen son mumla sakın beni bekleme hiç gelme istasyona tanıştığımız ulaşamayacağın yerlerden sana selam göndereceğim rüzgarlarla tutamadığım sözlerim için beni affet sevgilim senin sözlerine bağlı kaybettiğim ruhumun huzuru.

HABERSİZ

Yalnızlık Ruhumun perdesi Çığlıklarla Çarpıyor bedenime… Ölüm eşikte Deniyor Tüm hilelerini Yalnızlığıma Açıktan açığa… Kader örüyor Sökülmez ağlarını Sessizlikte Sessizce… Bedenim Habercisi olanların, Olacakların Yavaşça kapıyor gözlerini Yavaşça… Çılga İŞCAN

Arayış

Arıyorum kaybettiklerimi Sessizce yürürken Karanlık topraklardan Yol uzun ve meşakkatli Sonucu ise bilinemez Sadece düşlüyorum Seni sessizce Kıymetliler bulunduğunda Son düğüm bir daha Atılacak zihinlere, beyinlere Uzun yol, meşakkatli Kayboluş biraz da Gerçekleri aramada. Çılga İŞCAN

Arayıcı

Gecenin siyahına bakan Düş gözlü çocuk Bir yolculukta Hikaye anlatıcısının beyninde… Kelimeler sessiz (sensiz?) Fısıltılar (kifayetsiz) Efendilerse (shalafi) Dilek yıldızlarıyla konuşur… Tek bir kişi bilmekte Gizli yolun adını Büyüyle korunan Ulu krallıkta… Eğer hissedersen çağrısını Bu gizli bilginin (sia mori) Dinlenmeli dünyan Toprakta… (yalnız bir kalpten Belli belirsiz bir iç çekiş Yakında seninle birlikte olacağım Shalafi’m Gri cennetler kaderim.) Yedinci arayıcı mücadelede Senin ve yapacakların için Düş gözlü çocuk Olurken yeni çırak… Çılga İŞCAN

ÖLÜMÜN İZİ

Aynadaki ben gibi Dünya Yok olan Benimle… Şarkılar sağır artık Susmuş… Boğulmuş kendi sesinde. Kalemler sanki kalemim Deftere çakılmış Ve kırık… Resimler de aynı Boşlukta Anlamsız… Güneş çeviriyor Yüzünü Ay doğmuyor yeniden Onlar da ölü Benim gibi… Çılga İŞCAN

SORGU

Bugün yarını Geceler de gündüzleri Özler mi Benim özlediğim kadar seni? Zaman siler mi her şeyi? Kulaklarımdan alamadığı Sesini bile… Yoksa korkak mı Görevini yapamayacak kadar? Mutsuzluk Karalar mı mutluluğu Geçmişin bize yaptığı gibi Yavaşça, kendinden emin. Vedaları duyunca Kırılan camlar gibi Susar mı şarkılar Aniden İşini bitirmeden Senin gibi? Söyle bana Bir yaz gecesi Sessizce Dokunuşlarınla Dokunamadığın. Çılga İŞCAN

MELEĞİN ÖLÜMÜ

Zaman duraksamada İstasyondan geçen Trenin havada asılı Düdüğünün sesi gibi Ölüm Çırpınışlarındadır Yere düşmüş meleğin Hem ona ait hem de değil Tatlı dokunuşlarında Çayırı arayan baykuş Dönüşüyor kötü kurda Melek kaparken gözlerini Yavaşça… Etekler uçuşur Yanan mumun aleviyle Mızıka sesiyle Böler geceyi Bıçak… Kilitlenir tren Titreşen sesin Sise kanat gerdiği Garda isimsiz Ve en son hiçbir şey Her şeyde son bulur. Çılga İŞCAN

Boşluk

Uyanıyorum Çarşafların boşluğunda Eskisi gibi Yoksun yanımda Dolaşıyorum Serseriler gibi Evde Evimizde Her şey değişmiş Zaman dışında. Hiçbir şey  değişmemiş Aslında Bırakılan son kadehler Olduğu yerde Mıhlanmış geçmişe Öylece duruyor Bıraktıklarımız Eser yok Eski halinden Ölmüş  çiçeklerimiz İlgisizliğinin susuzluğundan Son durak: Kapı Vurulmuş kilitler Çizgi çekilmiş Tüm yaşanmışlığa… Çılga İŞCAN

UMUT

Açılır kapı Camdan gökkuşağına… Yakınlaşır uzaklar Dokunuşlarıyla kedinin Etkili küçük… Bekleyen saatler Kanat gerer Dakikalarla Elini uzatır Perdelerle dans ederek Uyanmak yalan uykulardan Gerçeği görmek için Açılır kapı, pencere Gözyaşlarıyla rüzgarın Dilekler yanarken Birer birer Son mum da söner Trenin terk edişiyle Son istasyonu Yavaşça… Çılga İŞCAN

Puslu An

Bir derin sessizlik Sessizlik örtü Sessizlik çepeçevre Ruhuma doğru Sinsice gelen… Puslu gecede Bir ölüm sessizliği Bana gelen Dokunan ruhuma Annem gibi… Kaplıyor ruhumu Sessizlik Hapsediyor beni kendine Bu soğuk oda gibi Yine de gülümsüyorum Kaderime, kendime Uzaklaşırken benliğimden Soruyorum bedenime Niye ben? Niye? Çılga İŞCAN

Geceyi Gece Geçe

Saat geceyi gece geçe Bir karaltı işlemiş ruhuma Kaybolmaya yüz tutmuş Bir silik ses kulaklarımda… Mahkum bedenim Gözlerimse kapalı Kayıtsız ruhum Geçmişe… Yine geçecek yıllar Hissedeceğim ruhumda yine Belki yolcu olarak Belki de ev sahibi Ama hissedeceğim yine Sert rüzgarların arasında Yeniden doğuşun tohumlarını… Çılga İŞCAN

RADIO TERMINUS

Bugün 12 Nisan 2014, Columbia uzay mekiğinin uzaya fırlatışının 33. yılı ve RADIO TERMINUS'un yörüngeye ulaştığı gün. Radio Terminus çeşitli müzik türlerinin birleştiği nokta da denilebilir. Bizim kullandığımız anlamda Terminus kelimesi Isaac ASIMOV'un Vakı adlı serisinden geliyor. Bu seride Terminus bir kapı, bir durak anlamında kullanılıyor ve yine aynı şekilde Radio Terminus da da. Yalnızca bu defa yolcularımız insanlar değil müzikler... Aramıza hoş geldin Radio Terminus! http://www.radioterminus.com - Radio Terminus

İçimizdeki

Hayat bir defter Sayfaları çevrildikçe Hızlanan Çizgilerinin birbirini takip ettiği Hayat bir şiir Atlamalı, ivmeli ve Vurgulu Başladığı yerde bitirilen istemsizce Hayat aslında Her şey  tüm belirsizce iyi Şeytanın Aslında hep kendi içinde taşıyan Çılga İŞCAN

GÖRÜNMEZ

Gölgeler uyur Işığında Deniz fenerinin yaşlı Dakikalar yalvarır Saatlere ulaşmak için Rüyalara Gri şarap Arzular sevgiyi Odanın karanlığında Telefon çalar Hızlanırken atlı karınca Çizer ev Boş tuvale Sessizlikte hayatı Görünmeyen renklerle… Çılga İŞCAN

Bir Gece

Gecenin maviliğinde Boşlukta yürüyorum Süzülüyorum mehtapta İnsanlar uyurken Seninle… Sıkıca tutunuyorum Sana Bırakman beni Tek korkum Hapseden ruhumu Yukarılarda Köyler, ağaçlar gibi gidiyor Yavaşça, hızlıca Kayboluyor Havada geziniyoruz Yürüyoruz sessizce Donmuş gökyüzünde Süzülen dağların arasından Geçip gidiyoruz. Boşlukta yürüyoruz Bir gece yarısı Süzülüyoruz boşlukta Seninle… Çılga İŞCAN

aramizdaki uzaklik

Duyuyor musun çatindaki sesleri? yagmur degil o, benim..   Kovmadin belki ama, içeri girmekten hala korkan, ama hala kapina gelmis olan benim.   "Kaç yagmurdan, içeri gel" diyorsun ama bilmiyorsun ki sevgilim, aramizda bir uzaklik var Bütün o güzel sarkilarin bahsettigi uzaklik degil belki ama; dip dibe olsak bile kalacak o uzaklik..   Sicak olan herseyi alip götüren, bir sekilde yalitan uzaklik.   Öy le ki, yumruklaya yumruklaya kapini çalsam bile yagmur pitirtisi kadar uzak gelecek.. Biliyorum ki ne gözyaslari döküldü, dondu buz oldu sonra tekrar kirildi Ama artik sonunda üzülecegimiz tek bir kelime çikmayacak agzimdan   Sarabindan içmeyecegim.   Sen erkegini susuz birakiyorsun, ölüme terk ediyorsun.. Kalbim ne kadar kirilgan, tenim ise ne kadar renkli..   Güzel zamanlardan kalan bütün o renkler tenimde simdi, ama içimde sadece karanlik var,   ve Yagmurun çiselemesi gibi soguk.. Ama sen, gizlice gözyasi döktügünde, "geri gel!" dedi...

GERÇEKLEŞMEMİŞ GERÇEKLER

Çizgi gibiyim Boşlukları dolduran Ne bir izim var Ne de görüntüm… Söylenmemiş sözler Gibiyim daha İleride her şey ama Şimdi hiçbir şey. Ve ben…. Bir uçurtmayım ki Kalpten kalbe uçan Rengarenk Umutlarla dolu Yapılmamış uçurtma Olmayan denizde Boğulan balıklar gibi Varım ama yokum Her şeyim, Hiçbir şey olmayan. Çılga İŞCAN

DÖNÜŞÜM

Başlayınca yolculuk Ayrılık çağırır Treni. Fısıldar koro Uykuyu rüyaya Savurur eteğini mutluluk Dökülen gözyaşları Sallanır beşiğinde İnci yamalı güneşin Bekler gökyüzünü İlk engin dilek ağacı Yanarak yırtar Aydınlığın karanlığını. Çılga İŞCAN

GECENİN OLMAYANLARI VE BEN

Bir karanlık geceye merhaba demeli miyim? Yoksa sıcacık yatağımda aydınlık sabaha mı uyanmalıyım? Kararsızım tıpkı her şeyde olduğu gibi. Nasıl olduğunu bilmeden pencerede buluyorum kendimi. Hayata olan bağlantım, kısacası hayat boşluğum pencerem. Renkli kişiliğimi yansıtan, renk renk çiçeklerin süslediği pencerem, gecenin karanlığına tezat oluşturmuşken karşı apartmandaki teyze uyuyamamış herhalde ki yakmış ışığı. Bir başka bakış daha… Başka bir amca sigarasının kızıl ışığı altında geceyi geçiriyor. Dalmışken karanlıktaki ışıklara. Bir anda bir el silah sesi… Çarpıcı çığlık… Siren sesleri… Belki bir, belki iki saat geçti bilmiyorum. Benden başka uyumayan yok artık burada. Enerjimin vücudumu terk ettiğinin farkına varıyorum zevkle. Bir an kendimi yanma cesaretini gösterememiş sokak lambasının ampulünden çıkar sarı çizgi gibi hissediyorum. Onun gibi yorgun ve çaresiz… Pencere artık bana yetmiyor. İnce battaniyemi de alıp balkona çıkıyorum. Beklediğim gibi… Yüzümü yalayan soğuk ve isted...

Geriye Kalanlar

Batı sahillerinde Karanlık bir yılbaşında Gördüm seni Benden önceki görüntüleri Başladı tehditkar dalgalar Hırpalamaya denizi bir daha Hüzünlü deniz kristallerden Rüzgarı veriyor saçlarımıza Dalgaların sesi dindi Kalan sessizlikte Başladı dans yıldızların Uzaklardaki bulutlar Hediye etti gözyaşlarını Ve tüm bunlar yaşanırken Zamanın geçişleri Sildi parlaklığı gözlerinden Buraya ait değildi Meraklı gözlerden geriye kalan Suçluluk... Çılga İŞCAN

Adı yok

Kucaklıyor kalbimi Karanlık ve büyüleyici geceler Tutuyor yasını Düşen her bir damlanın Bir başka geceye Özlem gizli feryatlarında Kapalı kapılar ardındaki Anılarımızda Güzellikler ve gözyaşları Büyüledi kalbimdekileri Karganın tüylerine Düşüşünde gecenin Soluk mavi huzurlar Taşıyor gözyaşlarımı Gizlediği mehtabın Aydınlıklarda Çılga İŞCAN

Gizli Kalanlar

Okyanuslar uykusuz gecelere çok uzak Ay ışığı güçsüz Yansıyamayacak kadar Gecenin karanlığına karşı Günün uyanmadan öncesinde Deniz kokusu taze Mavi hatıralarda taşıyor Seni bana Tüm düşüşler gibi Bu da senin için olacak Sonsuza kadar bekleyecek Adadaki fener dönüşünü Rüyalar için yazılan ezgiler Bir gün sonu görecek Hayal edilmemiş daha Derinlerden gelecek Çocuk yeniden doğacak Ninnileri olacak Bir meleğin şakıyan sesi Tasasız yaşamında Gerçekler sevilmiyor Bu da sevilmeyecek Kayıplar verilecek Kalan son yol için Serbest kalan son Tutuklu bir gece kıracak zincirlerini Kalbinde zamanın aşkım Kaybolmuş ritimleri bulacak Öndersiz yollar seçilecek Teker teker Yaralı rahibe yalvaracak Her gün yaşadağı “Al beni İyileştir beni Öldür beni Beni eve götür Her yol Her gün” Ilmiğinde cellatın asılı kalacak Uykuda izleyecek kayıplar Günahların yazılmasını tekrar Son mayıs geldiğinde. Çılga İŞCAN

Bir kış sabahı

Şafak vakti Bir kış gününde Yağıyor kar sakince Aynı anda Terk ediyor evini sessizce Isimsiz biri Aynı anda Yürüyor yalnızca Uçuyor uzaklara Içindeki sırlarla Yaşlı keşiş gizlice Dünyadan uzaktaki hayallerini İzliyor küçük sonra Oyunlarından meraklıca Kimsecikler yok Adını söyleyen Hayallerine açılıyor çocuk Yalnızlığından sıkılarak yalnızca Gelecekten gelen küçük kız Iyiliğini satıyor adama Utancın derinlilerinden gelen Yaşlı adam kabulleniyor Geçmişini suçluca Ayçiçeği tarlasında uyuyor bir kadın Bir daha gelmemek üzere Doğacak güneşi göremeyeceğini Bile bile Dünyadan uzaklara göç ediyor Geri dönmemek üzere. Çılga İŞCAN