Kayıtlar

Graceful Nurture

She welcomed with the gracefulness of hers Praying for the beauty of sacred future awaiting Breathe into me she said Reaching looniest moment of misty mornings In the forsaken inn of nowhere Come easeful she said Bring me the nurture you hold Is what I long for Beholding the moment of this clarity Tell me what you bring Nurture me! With blissful embrace of yours Tell me what I need Take my gift in the house of pain Nothing is born out of This Çılga İşcan
He said " I love you."  Then all lights faded into one bright one     And we melted together into  deep blue night...                                                       25/10/2017 Çılga

Yıkıklıkta bir veda

Ve biz, yıkıklık evlerin ardında Kalan bir çocuk mahsun Güneş tepenin ardında, Gözlerin... Gözlerimi ıslatıyor Bu sevda bir türkü Uzaktan dalga dalga yayılan Dokunmamış ipekten, Denenmemiş, vahşi ama Bir o kadar da katıksız Kesintili anlarda son bir nefes bizimkisi Gözlerin gözlerime değiyor Ve ben bitiyorum. Gözlerin, gözlerimi okşuyor son kez Islak Nemli Ve titrek... Sen öpmüyorsun beni Dudakların değil beni öpen Kirpiklerin öpüyor beni Islak kirpiklerin uğurluyor beni Ben yitiyorum Sen gidiyorsun... Çılga, 2017, Izmir

Bir yenilenişin öyküsü

Sana her ulasmaya calıstıgımda Her kosusumda dususlerime ragmen Tuza basmak gibiydi bu Once kazıyarak kanatmak Sonra da tuza basmak Gunlerimi gecelerime Gecelerimi de hecelerime bagladım Her gece ilmek ilmek isledim seni duslerime Bile bile seni beni Ve tum her seyi Her oksadiginda saclarim Yastigimi once yaraladım sonra sardım tum duygularımı Duslerimdeki cenneti avuclarıma alip Gece cokerken dusundum hep Nelere deger oldugunu Durdum dusundum ve yola koyuldum Yildizlarimin pesinden Beyaz yansımalar siyah duvarlarda buyuk kucuk iri ufak Yasli bir adamın izinde Kurdum cenneti antik kelimeleri peslerken Gozyaslarinin ulkesine Duyuyorum yıkılısımin davullarını Tum fisirtilarinda zaferlerinin gizlenmis Biliyorum bu uzun surecek Seni sokup atmak Mehtap gosterirken yeni ufukları Yeni bir dunya insaada Yeni uzaklarda Aranista  yasamın mucizesi Ve tum yol gostericim Cennetin melodilerindeki aldanislar Bos bir tuvale dolarken Aklıma dolan anılar
Saatlerden ince bir karamsarlık Bir şişe şarap masada Sen, ben ve anılar Nazım'ın da dediği gibi aslında Tüm her şey Ne kadar da güzel şey Seni düşünmek Seni düşünebilmek yaşananlara rağmen Ümitlenmek ve tekrar ümitlenmek Her gece yeniden ve yine Ne güzel şey seni düşünmek Eski bir plakta yeni bir şarkı gibi Bir son biçilmemiș ve sana dair İşte tam da bu dakika karamsarlık Senin bana ait olamadığını hatırlamak Her bir notada, her bir nefeste Ve ben kırgın bir çiçek balkonda Çaresizce bekleyen Bekleyecek... Şarkıyı kendisinin söylemesini...

Düşüyoruz, Deniyoruz, Arıyor ve Kaybediyoruz....

Resim
Herkes birilerini kaybediyor durmadan. Eskiden sorgularken, düşünürken şimdilerde ise... Önemsemiyoruz, düşünmüyoruz.  Önemsemek eski bir sözcük gibiyken artık yaşamımızda, empati ise bir hayal gibi. Birileri mi ölmüş, birileri mi şehit olmuş. Olsun ne olacak, vatanı koruyorlar değil mi? İnsanlığımız ölüyor aslında o genç insanlar yerine. Her geçen saniye bizler ölüyoruz aslında. Umursamadığımız her genci kaybederken, her ehit haberini izlediğimzde bizler insaniyetimizi kaybediyoruz sessizce. Toprağa verilen her can, git gide 78 milyonun birer parça insanlığını da alıp götürüyor. Uyuyoruz ya rahatça, geziyoruz, tozuyoruz ya hani. Umursamıyoruz işte.  Nasıl bu kadar umursamaz olduk, neden bu kadar değiştik? Düşüyoruz durmadan. Yeni arayışlara giriyor kaybediyoruz... Umutları git gide yitiriyoruz.. Yann Tiersen'in Summer 78 inde de hissettirdiği gibi sona sürükleniyoruz, her saniye.  Satranç tahtasındaki piyonlar gibi, oradan oraya. En son isyanlarımız sona karışırken, ...

Bilmek, bilebilmek seni

Yastıkta saçlarının nasıl dağıldığını bilmek Dokunabilmek sana Tekrar ve tekrar düşebilmek sevdana Sana dönmek her sabahki gibi Tekrar ve tekrar Sende buluşabilmek Bilmek saçlarının kaçı siyah Kaçı beyaz Karda kalmış gözlerin Neden böyle neden değil Kışa baharın geldiği gibi Gelebilmek gözlerine bir bahar sabahı gibi Müjdelemek gibi mevsimleri Sana ve sadece sana Söylesene nasıl bir şey bilmek seni Her heceni içten içe Boydan boya bilebilmek Beşinci bir mevsime düşlemek Beni ve seni Nasıl bir şey söylesene Kışa, ilk bahar olabilmeyi Hazanın ortasıyken düşlemek