Aylar sonra ilk yazış. İlk iç döküş.

Sen ilk sigaram dertle içtiğim
Yıldızlardan dilediğim ilk dilek
İlk gozyasım sol yanağından öpen
Umutla gökyüzüne baktığımda
 sessiz ilk çığlıklarım yorganın altındaki

Birisi işte aklıma gelen
aklıma ilk düşen
Hayırlısı dendiğinde
her telefon sesinde yüreğimi hoplatan
Geceleri zifti karanlıkta uyandıran  O el
O sensin işte
Ansızın aklıma düşen
Sırtıma değen parmaklar
Bir soğukluk puslu gecede
Sağ yanağımı okşayan son göz yaşım

Uzaklardaki şehrine
şehrime küskün kalbim
Ruhum
Ruhum desen
cam keskini
Dudaklarım rüzgar
Düşüyorum öylece boşluklardan boşluklara

Çıkmayan sesim düğüm içimde
 heceler arasında sıkışmış hayatım
Gitme sözcüğünün git ve me si arasında
Zaman durmamış belki
Kalbim o iki nefes arasında
Ölüm değil elbet
Yarı ölüm belki de
Uykudan ağır ölümden acıtıcı

Çocuk değiliz elbet
Büyüyoruz geceler günlere bağlandıkça
Hatalarımız devasa
Ruhumuz çocuk
Kalplerimiz sokak köşelerinde kırılmış
Ezilmiş binbir parca

Uyku haram
Kulaklarımda sesin
Elimde cay
Gece karşımda
Sen aklımda
Büyüyorum
Büyüyoruz
Sessizce
Sessizce

Çılga

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilmek, bilebilmek seni

Köşe Başı